Kaliforniyalı Depresif Yetişkin-Çocuklar ve Problemli Hayatları Üzerine: “Flaked”

Sanıyorum bugün hepimiz kendisini ve çevresini sürekli olarak sabote eden, orta yaşlı erişkin bir birey olmasına karşın sağduyuyla hareket edemeyen ve belki de birazcık stereotip hâlini almış dizi karakterini oldukça iyi tanıyoruz.  Bu karakterin yalan söylemeyi nasıl hayatının merkezine oturttuğunu, bencilliğini, çıkarcılığını, manipülatif doğasını ve yaşamaya çok alıştığı sahte hayatı gayet iyi biliyoruz. Gördüğü her oyuncağa sahip olmak istediği için durmadan ağlayan çocuklar gibi yalnızca dürtülerine kulak veren yetişkin bir insan boyutlarındaki bu bebeğin aldığı yanlış kararlar ile kendi hayatını zora sokmasını seyrederken ortaya çıkan karanlık mizaha huzursuz kahkahalarla karşılık veriyor ve bir yandan da bu huzursuz kahkahalar yüzünden acımasız insanlarmışız gibi hissediyoruz. Bu karakterin kendisinden ve hayatından nefret etmesine sonuna kadar hak veriyor ve yine bu iyi yazıldığını düşündüğümüz karakterleri övüyoruz. Sözün kısası, tek boyutlu olmayan ve belli bir derinliğe sahip, iyi geliştirilmiş karakterlerin yaratılmasında soysopat yetişkin-çocuk personası gerçekten kullanışlı bir öğe olabiliyor. Ancak bu personanın hızlı ve yer yer aşırıya kaçan tüketiminin, prestij komedisi olarak tabir edilen ağırbaşlı, realist ve nispeten karanlık yapımların klişeleşmesine ve eskisine nazaran daha az dikkate alınmalarına neden olduğu söylenebilir.

Yazıya bu şekilde başlamam “Flaked” üzerine düşüncelerim hakkında sizlere biraz ipucu vermiştir diye düşünüyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, maalesef “Flaked”in bir komedi dizisi olarak bize sunduğu yeni bir soluk ya da açtığı yeni bir pencere yok. Üstelik yukarıda bahsettiğim karakterden -yanlış duymadınız- bir değil iki tane var ve bu karakterler birlikte yaşıyor ve az önce bahsettiğim şeylerin çoğunu birlikte yapıyorlar. Gerçekten de dizinin karakterlere nispeten daha ince işlenmiş ve üzerine çok fazla vurgu yapılmadan derinlerde dinlenmeye yatırılan olay örgüsü olmasa, “Flaked” için kolaylıkla (hem olumlu hem de olumsuz manada) hiçbir şey anlatmayan bir dizi diyebilirdik. Fakat yalnızca bunu söyleyip bir köşeye çekilmek “Flaked” özelinde konuyu kestirip atmak olur.

“Flaked”, dizinin merkezindeki Chip ve Dennis adlı iki karakterin etrafında şekillenen dramadan, romantik ilişkilerden ve bu ikilinin arasındaki inişli çıkışlı arkadaşlıktan, daha da irdelersek erkek arkadaş romansı (“bromance”) temasından besleniyor. Ancak bu temanın üstünkörü ele alınmasından olsa gerek, bu ilişki bize IT Crowd karakterleri Roy ve Moss’un daha fars olarak ele alınmış, ikiliyi kabaca karikatürize eden bir parodisiymiş gibi geliyor. Ayrıca, Arrested Development’dan tanıdığımız Gob Bluth’un çeşitli sırlar saklayan daha olgun ve karanlık versiyonu olarak nitelendirilebilecek bir karakter olan Chip’in yer yer sırtına geçirdiği “bayat aforizma gurusu eski alkolik” kostümü dizide adeta tıkanmış bir damar kadar işlevsiz kalıyor ve  izleyici için durduk yere yorucu bir hâl alıyor. Zira şu ana kadar Los Angeles’ta korkunç hayatlar yaşayan nevrotik insanlara dair yeterince hikaye duymuş olmalıyız ki bize yüzlerce kez aynı tarzda sunulan bu hikayelerin tahmin edilebilirliği ve yüzeyselliği izleyicinin duyduğu heyecanını büyük oranda azaltabiliyor. Üstelik Will Arnett’in (seslendirdiği Bojack Horseman karakterini de hesaba katacak olursak) bugüne dek oynadığı 3 ana rolde de bu sorumsuz ve üzgün yetişkin-çocuk karakterlere hayat vermesi akıllara “acaba Will Arnett hep aynı tip rollerde gördüğümüz bir oyuncuya mı dönüşüyor” sorusunu da getirmiyor değil.

Fakat bütün bunlara rağmen yine de “Flaked”in renkli atmosferi, retro tonları, Kaliforniya-Venice’in kendine has alternatif kültürü, bisiklet ve yayalar için ayrı sokaklar, dizinin mükemmele yakın soundtrack’i ve geri kalan tüm hipster’lıklar bizi cezbetmeye yetiyor. Eğer bu projenin başarılı bir biçimde ele aldığı bir boyut varsa o da küçük bir mahalle ya da topluluk olan Venice ve uğramak üzere olduğu kaçınılmaz değişim diyebiliriz. Kentsel dönüşüm ve endüstriyelleşmenin karşısında yer alan ve açık açık tehditlere maruz kalan bu alternatif kültürün muhafaza edilmesinde aktif mücadele veren Venice halkı, toplumsal problemlerin pürüzsüz bir tasviri olarak karşımıza çıkıyor. Bu değişimin kaçınılmazlığı kültürel muhafazakarlığa yönelik bir sitem olarak okunabilirken, öte yandan değişmeye muhtaç olan Chip’in içinde bulunduğu vaziyetin üstü kapalı bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Daha evvel bahsettiğimiz olay örgüsüne değinecek olursak, “Flaked” iyi çözümlenmiş karakterlerden ziyade kurgusu ve olay örgüsüyle ön plana çıkan bir dizi. Dizi karşımıza çok orijinal bir hikaye ile çıkmıyor ama orijinalliği üzerine yaptığımız onca yorumun ardından zaten böyle bir beklentimiz yok. Dizide olay örgüsü doğrudan ve sade bir servisle sunuluyor ve dikkatli takip edildiği takdirde önceden tahmin edilebilecek birkaç sürprize rağmen izleyiciyi rahatsız etmeden aynı tempoda akmaya devam ediyor.

Özetlemek gerekirse, “Flaked” kesinlikle komedi türü için kural kitabını çöpe attıran bir taze kan değil; zaten açıkça görülüyor ki dizinin böyle bir misyonu da yok. İzleyici olarak bunu kabullendiğimiz zaman (ve üzerimize fırlatılan ufak klişe toplarından sıyrıldığımıza), “Flaked” keyifle izlenebilecek ve bizi istisnasız hepimizin bayıldığı Will Arnett’in bariton sesine doyuran bir dizi haline geliyor. Sonuçta, ne olursa olsun, Will Arnett’i yeniden ekranlarda görmek çok güzel.

 


Tweetle Facebook'ta Paylaş Google Plus'ta ne yapılıyorsa onu yap. Pocket

Comments

Comments are closed