Hari Kondabolu ve Akademisyen Mizahı: “Waiting for 2042”

Amerikalı ancak aslı gayrı olan komedyenlere ait şovlardan beklentilerim aşağı yukarı aynı oluyor. İçinde taşıdığı yanıltıcı, hafif ırkçı nüans nedeniyle hayli talihsiz bir başlangıç cümlesi seçimi yaptığım söylenebilir, ancak şu ana kadarki tecrübemi daha iyi yansıtacak bir cümle de bulamıyorum. Ki zaten doğup büyüdükleri veya bir umutla göç ettikleri ülkede gün aşırı yersiz söylemlere maruz kalarak, istemeseler de politikleşen bu komedyenlerin bu ruh durumundan kurtulmaları zor, gerekli de değil. Hatta komedi için bir yere kadar olumlu bile. Ancak kızıl enselerin ayrımcılık dimağı çok da gelişmiş olmadığı için, yaşadıkları benzer olayları yine benzer şekillerde anlatan bir mizah yığını, şaka tekrarı ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle de benim gibi dış kapı mandallarının bu paragrafın ilk cümlesine benzer şeyler demeleri hayli kolaylaşıyor.

Ancak, dış kapı mandalları ekibi olarak arada sırada Hari Kondabolu gibi komedyenler ile karşılaşıyoruz ve bu komedyenler sayesinde konuya dair bilgimizin genişlemesi bizi mutlu ediyor. Kendisi üzerine yaptığım araştırmada politizasyonunu eğitim hayatına da yansıttığını gördüğüm Kondabolu, Amerikalı azınlık (azınlık diyebiliyoruz, değil mi?) komedyenler etrafındaki bu döngüyü kırmış ve daha geniş, içinde bulunduğu zamanı daha kapsamlı okuyan bir çerçeve oluşturmuş. Başlı başına bir odak hâline gelmiş olan İnternet bazlı günlük siyasi algının vasatlaşması, Amerika’da safi ırk, renk ve cinsiyetten kat kat öteye geçen bölünmüşlüğün ciddiyeti ve özellikle ırk konusu üzerine tartışmaların şiddetle devam etmesi gerektiği ile ilgili argümanlarıyla Kondabolu, çoğu zaman stand-up’tan uzaklaşmaktan çekinmeyen bir şov sunuyor. Waiting for 2042‘nun metnine hızlı bir bakış attığımızda şaka yapan bir komedyen değil, çeşitli gerçekleri ardı ardına, stratejik bir sırayla sunan bir akademisyen görüyoruz.

Bu anlamda Kondabolu’nun tarz olarak yeni bir şey sunduğunu söylemek pek geçerli olmaz. Ancak kendisini kayda değer bir komedyen yapan şey, profesyonel bir stand-up tavrından süzerek sunduğu içeriğin güncelliği ve orijinalliği. Waiting for 2042‘da değinilen konuların sanal ortamda her saniye tartışıldığı, üzerlerine söylenecek bir şey kalmadığı iddia edilebilir. Ancak bu konuların hem mizah, hem de akademi alanında yetkin bir kişi tarafından derli toplu paketlenmesi bence çok sağlıklı bir şey. Matthew MacConaughey’in verdiği, görünürde suya sabuna dokunmayan bir röportaj bile bu yetkin tavırca dillendirildiği zaman bir mizah karakteri kazanıyor.

Waiting for 2042 çok keyifli, hatta Amerikalı olmayanlar -hatta belki Amerikalılar için bile- bilgilendirici bir gösteri. Bana göre eksiği gediği yok değil, arada sırada materyalden koptuğumu eklemem gerekiyor. Ancak Hari Kondabolu, yukarıda detaylandırdığım muhabbetleri ağzından düşürmeyen Amerikan gençliğinin önemli bir bölümünü çok kritik yerlerden yakalayacağını düşündüğüm bir mizah yapıyor. Amerika’daki her geyiğe biz de bir şekilde maruz kaldığımız için bizi de yakalayabiliyor tabii.


Tweetle Facebook'ta Paylaş Google Plus'ta ne yapılıyorsa onu yap. Pocket

Comments

Comments are closed