“Great Minds With Dan Harmon” ile Göbek ve Tarih Üzerine

Reytinglerden istedikleri payı alamayan belgesel kanalları, saygınlıklarının önemli bir bölümünü kaybetmek pahasına reality şovlara, psüdobilimsel safsatalara ve gibilerine ağırlık vermeye başlayalı on sene olmuş mudur? Bana olmuş gibi geliyor, çünkü en son ne zaman National Geographic’e denk gelip de “Çılgın Akıl Çılgınlıkları”, “Apokalips Gözetmenleri” gibi abuk programlara rastlamadığımı hatırlamıyorum (bu işin psüdo/kriptobilim kısmı da Discovery Channel tarafından omuzlanmakta sanırım ama yine de günahlarını almayayım). Ortalamalık havuzuna gülle dalış sürecinin bu ilk on senesi içerisinde History Channel’ın nispeten daha sağlam bir yerde durduğunu ise ikinci el bilgiler üzerinden biliyorum; mevzubahis reality şovların çoğu yine kendilerinden türemiş olsa da en azından Vikings’i üretebildiler sonuçta.

Great Minds ise, History Channel’ın bu açılımının komedi ayağı olarak bu yılın başlarında yayına hazırladığı 3 programdan bir tanesi (ve bence en başarılısı [ama siz yine de hem Crossroads of History’e, hem de How to Lose the Presidency’e bir göz atın]). Amerikan komedi dünyasıyla son yıllarda haşır neşir olmuş herkesin duymuş olacağı Dan Harmon ve Harmon’ı yakından takip edenlerin Harmontown’dan tanıyabileceği Spencer Crittenden’ın endamlı göbekleri sunuculuğundaki Great Minds, Harmon’ın Rick and Morty ile yakaladığı ve muhtelif projelerinde bir anlamda devam ettiriyor olduğu bilimkurgu formülünün daha kolay hazmedilebilir bir versiyonu. “Komedi içerisindeki en absürt adamlardan bir tanesinin eline bir zaman makinesi verelim ve istediği herhangi bir tarihsel figürü günümüze getirip 6 saat boyunca takılmalarını sağlayalım… ha bir de bunu 15 dakikalık bir şova sıkıştırmamız lazım, ha bir de bu tarihsel figürleri ünlülere, komedyenlere falan oynatalım” tanımlaması ne kadar hazmedilebilir geliyorsa tabii.

Yukarıdaki kısa tanımdan da kolayca anlayabileceğiniz üzere, Great Minds’ın komediseverler üzerindeki mevcut çekiciliğini daha da artırması mümkün görünmüyor. 10-15 dakikalık süresi ve her bölümün YouTube üzerinden kolaylıkla izlenebiliyor olması, çok sezonlu standart bir komedi dizisini baştan sona izlemek istemeyen/izlemeye vakit bulamayanlar için ideal bir alternatif yaratıyor. En kuvvetli çekim gücü ise tabii ki parıl parıl parlayan konuk oyuncu kadrosu. Jack Black’in muazzam rezillikte karakterize ettiği Beethoven ile start alan ve oradan Jason Sudeikis, Aubrey Plaza, Sarah Silverman, Gillian Jacobs, Andy Dick gibi isimleri konuk eden “Great Minds”, Ron Funches, Thomas Middleditch, Kristen Schaal, Scott Adsit ve Danny Pudi gibi “bilen bilir” niteliği bir tık daha yüksek olan isimlerle de yüz güldürüyor.

Bence Great Minds, her şeyin ötesinde Dan Harmon’ın mizah anlayışı ve hikâye anlatımı konusundaki becerisini muazzam bir şekilde özetliyor. Bu yüzden de kendisinin işlerini merak edenler için iyi bir başlangıç olacağını düşünüyorum. Karakterize ettiği tarihsel figürlerin bilinen yanlarını abartarak servis etmesi, özellikle Rick and Morty’de hissedilen o esnek senaryo anlayışı ile birleştirildiğinde, konuk oyuncuların her karaktere kolaylıkla yapışabilmesini sağlıyor. Jason Sudeikis’in canlandırdığı Thomas Edison’ın Tesla marka bir arabaya bindiğini öğrenince bir anda sinirlenmesi, yayından kaldırılmamak adına daha komik ve eğlenceli olmaya çalıştıkları bölümün konuğunun Edgar Allan Poe olması gibi detaylar ile de perçinleniyor bu durum. Ayrıca Harmon’ın çok boyutlu ve dolaylı komedi yazımı sayesinde, pek hazzetmediğim skeç komedisi ile arasına mesafe koymayı da başarıyor dizi. Great Minds, kadın hakları, LGBT komünitesi ve siyasi içerikli diğer her konuya ilişkin alt mesajını dolaylı yollardan iletmesi sayesinde zenginleşiyor; dizinin şimdilik tek siyahi konuğunun Ugandalı soykırımcı diktatör Idi Amin olması gibi.

Great Minds, Dan Harmon’ın şimdilik leke barındırmayan CV’sine yakışan kalitede bir şov. Kısa, etkili, akıllıca yazılmış, izlemesi çok eğlenceli ve komedi dünyasından birçok harika ismin, kendileri kadar harika performanslarını barındırıyor. Bu ufak şovu daha fazla övüp, abes bir önem atfediyor gibi görünmemek adına bu yazıyı sonlandırıyor ve Nick Kroll’un olağanüstü Sigmund Freud performansını şiddetle öneriyorum.


Tweetle Facebook'ta Paylaş Google Plus'ta ne yapılıyorsa onu yap. Pocket

Comments

Comments are closed