“F is For Family” ve Bill Burr’ün Toplumun Bir Üyesi Olmaya Nasıl Devam Ettiği Üzerine Düşünceler

Bill Burr rahatsız edici bir komedyen, bundan daha da önemlisi rahatsız edici bir adam. Rahatsız edici bir adam olması, rahatsız edici bir komedyen olmasından daha önemli çünkü rahatsız edici bir komedyenin gerçekte de rahatsız edici bir kişi olması gerekir diye bir kaide mevcut değil. Sahnede rahatsız edici tavır veya söylemleri olan komedyenlerin bunu çoğunlukla bir rol (“act”) çatısı altında yaptıklarını unutmamak gerekir. Bazı komedyenler bu rolü hakkını vererek oynar ve pürüzsüz bir performans sergilerler. Diğer bazı komedyenler ise –gerek benimsedikleri retoriğin banalliğinden, gerekse zamanlama veya sahne duruşu gibi bazı etkenlerdeki eksiklerinden ötürü- pürüzlü bir performans ortaya koyarlar. Bu pürüzlü performanslar sonucu ya komedyenin gerçekten de rezil rüsva, çağ dışı bir birey olduğu nal gibi belli olur ya da opak, yaratıcılıktan (ve genellikle eğlendiricilikten) uzak bir şov izlemiş oluruz. İlki daha ağırlıklı olmak üzere, her iki pürüzlü durum da beni bir stand-up gösterisinden alabildiğine soğutur. Ama eninde sonunda bu bir roldür, performanstır; toplum içerisinde sağlıklı işlev göremeyecek kadar eğilip bükülmüş bir persona ile karşı karşıyayızdır.

Tüm bu rahatsız edicilik mevzunu yazısı ve turası olan bir madeni para şeklinde düşünürsek, Bill Burr’ün her türlü dik gelen, hileli bir 50 kuruşun üzerinden bize sırıtarak el salladığını söyleyebilirim. Tüm mizah kariyeri son 10-15 yılın megatrendi politik doğruculuğun antitezine dönüşme yönünde şekillenegelen Burr, progresiflik mezhebiniz ne kadar geniş olursa olsun asla bu sıfatla anamayacağınız, genel olarak tutucu ve sabit fikirli bir komedyen. Herhangi bir gösterisini izlemiş veya kesit hâlindeki şakalarına orada burada denk gelmiş olanlar ne dediğimi anlayacaklardır; hiç karşılaşmamış olanlar için ise şu an yapabileceğim tek şey “bill burr pumpkin” adlı arama kelimelerini önermek, geri kalanını zamanı gelince konuşuruz. Can alıcı nokta şu ki, Burr sahnede kendini bir rolün ardına gizleme ihtiyacı duymayan ender komedyenlerden bir tanesi. Bu kişisel bir gözlemden ibaret elbette, konu üzerine yapılmış bir araştırmaya referans vermem falan mümkün değil. Ancak kendisinin haftada iki kez güncellediği podcast’ini takip eden biri olarak, dünyada kimsenin bir rolü bu kadar uzun bir süreliğine, bu denli ikna edici bir şekilde devam ettiremeyeceğime kalıbımı, kalıbınızı, kalıplarımızı, çeşitli kalıpları basacağımı rahatlıkla söyleyebilirim. Bill Burr sinirli, stresli, tutucu, kelimenin tam anlamıyla geri kafalı bir adam. Ben dâhil birçok kişi tarafından bu kadar tutulup sevilmesinin nedeni ise basit: çok komik olması ve argümanlarını çok tutkulu bir şekilde savunması.

“F is For Family” nedir ne değildir bahsine gelmem 389 kelime almış olsa bile, bu durumda alt metnin en az metnin kendisi kadar önemli olduğunu düşünüyorum. İlk sezonu geçtiğimiz sene bu zamanlarda yayınlanan, Burr imzalı ve başrollü Netflix animasyonu “F is For Family”, komedyenin gösterilerinde sıkça üzerinde durduğu siyasal ve toplumsal konuların ve 70’ler öykünmesinin aldığı nihai şekil. Yetmişli yıllar ABD’sinde ortalama bir aileyi konu eden ve o yılların standart aile babası figürüne odaklanan dizi, hem piyasanın hem de izleyicinin oldukça alıştığı aile sit-com’una daha gerçekçi, hâliyle daha karanlık ve beklenmedik nitelikler kazandırmış. Altmış ve yetmişli yılların şirketleşme, beyaz yakalılaşma ve bürokratik konsolidasyon hareketlilikleri içerisinde yitip gitmemek adına kendi geçmişine, maskülenliğine ve işçiliğine dört beş koldan sarılmaya çalışan, safkan milli bir Amerikan aile babası bir elde. Diğer elde ise Pynchon’ın Lot 49’ından fırlamış gibi duran, evin ve ailenin tutkalı gibi görünmesine rağmen normallik – psikolojik buhran arasındaki çizgide seksek oynayan bir anne var. Mutant bir üçüncü elde ise alabildiğine sıradan, alabildiğine sıkıcı, alabildiğine özelliksiz hayatlar yaşayan üç çocuk. İnsanların hayatlarını daha derinden şekillendirmeye başlayan materyal kaygılar ise bu üç ele darbe üzerine darbe indiren bir cetvel rolünü oynuyor. Yetmişli yılların ne ABD, ne de Türkiye’nin toplumsal hayatını nasıl şekillendirdiğini ilk elden tecrübe etmedim, ancak dünyanın gittikçe ivmelenen bir değişim içerisine girdiğini bu kadar yakından gören ilk insan numunesine ev sahipliği yaptığını söylemek muhtemelen çok da yanlış olmaz. “F is For Family”i diğer standart aile animasyonlarından, örneğin The Simpsons’tan bir tık, Family Guy’dan ise fersah fersah ayıran özellik tam da bu tarihselliği, bir dönemin iyisiyle kötüsüyle, toptan ele alınması.

Özetle, “F is For Family”i Bill Burr komedisinin nasıl bir arka plandan türediğini anlatan bir kaynak olarak değerlendirmek mümkün. Burr’ün geri kafalı bir adam olduğunu söylerken bunu kastediyorum; Burr’ün mevcut hâlde savunduğu tüm değer ve öne sürdüğü tüm savlar bu döneme ait. 70’lere öykünüyor Burr, bizzat seslendirdiği baba karakterinin bu değişme karşı göstermeye çalıştığı direnci bugün de kendisi –yine bizzat- göstermeye çalışıyor. Bu yüzden önemli bir komedyen Burr; bu direnci naftalin kokulu bir yakıntı makinesine dönüşmeden sergileyebilmek ve hâlen güncel bir şekilde üretken kalabilmek, günümüzün otosansür ve mayın tarlası ortamına kendince makul bir alternatif sunmaya çalışmak kolay iş değil. “F is For Family” de bu üretim sürecinin en keyifli parçalarından bir tanesi.


Tweetle Facebook'ta Paylaş Google Plus'ta ne yapılıyorsa onu yap. Pocket

Comments

Comments are closed