Demetri Martin ile Ölü Tencere Oyunu: “Standup Comedian”

Her şeyiyle tastamam olan, çok yönlü bir komedyenin şovu kendini uğraştırmadan, naz yapmadan belli ediyor. Televizyon, sinema, müzik, kitap derken eğlence sektörünün hemen her sektörüne bulaşmış ve çok yönlü sıfatını çalışa didine hak etmiş olan Demetri Martin’in ortaya koyduğu işler de bu kategoriye dâhil. “Standup Comedian”, yıllar boyunca The Daily Show gibi bir kalite tufanı için materyal üretmiş ve kendini onlarca süzgeçten geçirip, çok yalın bir aktarıma ulaşmış bir aklın ürünü.

Gavurun “deadpan” lafını yakıştırdığı mizahi tavrın, olan bitene anlam veremeyen bir yüz ifadesi takınıp, yaşamla ilgili kayda değer olmayan gözlemleri kötü ve kesik bir sunum ile aktarmaktan ibaret sanıldığı ve vasat komedi için kolay bir ortam teşkil eder hâle geldiği maalesef gerçek. Ancak bu durumun kendine has avantajları da yok değil; yukarıda belirttiğim “tastamam” komedyenlerin aradan sıyrılma işini daha da kolaylaştırıyor, insanı kaliteli seslere daha da aç bırakıyor. Demetri Martin de, kendisini keşfetmemi izleyen bir hafta içerisinde bu stildeki favori komedyenlerimden biri geldi. Hatta kendisini Todd Barry, Tig Notaro gibi modern kültlerin yanına yakıştırmakta beis görmüyorum (bununla ilgili daha kesin konuşabilmek için bu sene içerisinde yayınlacağı şovu da bir izlemem gerekiyor gerçi, ama neyse).

“Standup Comedian”a özgün bir karakter kazandıran başlıca özellik, Martin’in sunduğu materyalin tüm cepheleri üzerindeki belirgin hâkimiyeti. Bu özelliklerin, sözümona ilginç sunumların ön plana çıktığı, gözlem ve içerik kelimelerinin iyiden iyiye aşındığı mevcut zaman stand-up’ının bu bataktan kurtulması için hayati önem taşıdıklarını düşündüğümü tekrar belirtmemde de fayda var. Zira artık “gözlem” kelimesini bir ne diyoruz, ne anlıyoruz testine tabi tutmanın zamanı geldi de geçiyor bile. “Yahu bir kahveye ne paralar ödeniyor, çok ilginç değil mi?” ve bunun kuzeni gibi tespitlerin temcit pilavı gibi kullanılması, gözlem gücü ve yeteneği gibi önemli ve zor rastlanılan yetilerin değer kaybetmesine neden oluyor.

Aldığı tüm “Oha herif nereden bağladı” iltifatlarını hak eden Demetri Martin, bağlam, içerik ve sunum arasında kurduğu sağlam dengeyle tüm şovu bir tavır etrafında toplamayı başarıyor -ve bu yüzden de şakalar arası geçiş ve bağlantılara ihtiyaç duymadan bir bütünlük sağlayabiliyor-. Birbiri ardına gelen şakalar çok leziz kontrastlar ve beklenmedik dönüşler, eklentiler ve fikirler içeriyor. Martin o kadar ufak konular üzerine konuşuyor ki, herkesin aklında öyle ya da böyle var olan ama dillendirilemeyen tespitler yaptığını söyleyemiyorum. Şovun “Yep” kısmı bu konuda çok iyi bir örnek.

Demetri Martin gibi komedyenler stand-up’ın yalnızca aklına ilginç şeyler gelen bazı kimselerin laflarından ibaret olmadığını hatırlatıyor bana. Sadece bu yüzden bile övebilirim kendisini ve yaptığı işleri. İkibinler komedisi ile ilgilenen herkesin en azından bir kere maruz kalması gereken bir isim.


Tweetle Facebook'ta Paylaş Google Plus'ta ne yapılıyorsa onu yap. Pocket

Comments

Comments are closed