Ali Wong’un Fili: “Baby Cobra”

Baby Cobra’nın afişi adeta ne kadar önyargılı olduğunuzu ölçen bir Buzzfeed testi. Önyargınızın sizi ne ölçüde etkilediğini bu gösteriyi gösterinin afişini gördükten sonra izleyip izlememenizden veya gördükten ne kadar süre sonra izlediğinizden yola çıkarak kolaylıkla hesaplayabilirsiniz. Ben 4 ay sonra izledim, yani sanırım tam bir Samantha’yım. Benim önyargımın sebebi afişteki kadının karnındaki şişlik idi. Sahneye Hollywood’un izleyicilere zorla kabul ettirdiği o basmakalıp, tek boyutlu, sürekli tuvalete gitmesi gereken, göğüslerinin büyümesinden yakınan, cinsel isteği artmış, ağlak, sevimli, yüceltilmiş hamile kadın figürü çıkıp kendim ile asla bağdaştıramayacağım şeylerden bahsedecek sanıyordum fakat epey yanılmışım. Ali Wong, bir saatlik gösterisinin ilk 40 dakikasında hamile kelimesini kullanmıyor bile. Sahneye kendiyle beraber bir fil çıkıyor. Wong bu fili sahnenin önüne oturtuyor ve sonraki 40 dakika süresince fil ayaklarını sallayarak seyirciyi şımarık bir gülüşle izlerken hayvanın yüzüne bile bakmıyor. Wong yedi aylık hamileyken bir stand-up turuna çıkarak kadınların hamilelikten ötürü bir odaya kapatılmasının ne kadar adaletsiz ve gereksiz olduğunu vurguluyor ve bu turda hamilelikten doğru düzgün bahsetmeyerek dolaylı yoldan kadınların yalnızca birer kuluçka makinası olmadıklarını, hamilelik sürecinde hayatlarının sadece hamilelik ile alakası olması gerekmediğini öne sürüyor. Ali Wong dolaylı beyanlarına henüz sahneye çıkmadan başlıyor ve sahneye çıktığında da yine dolaylı bir şekilde bu tabularla uğraşmaya devam ediyor. Kaba, edepsiz ve ağzı bozuk bir anne adayı kendisi ve vücudu mistik bir bahçe değil, kamuya açık bir park.

Ali Wong bu ilk 40 dakika süresince karşısındaki Amerikan izleyici kitlesinin kendileri ile bağdaştırabileceği çokkültürlü bir hayat sürmenin getirdiği kimlik bunalımı, veya izleyiciler arasındaki 30 yaş üstü herkesin deneyimlediği yaşlanmak ve bunu fark etmek konularına değiniyor, daha doğrusu bu konulardan aralıksız bir şekilde yakınıyor. Bağdaştırılabilirlik metresi en yüksek skorunu Wong lafı insanoğlunun en derin arzularından biri olan ”evde oturmak”  konusuna getirdiğinde gösteriyor. Dünya üzerinde nasıl yaptıklarını anlamadığım bir şekilde sürekli çalışan, bir gaye için uğraşan ve bundan zevk alan insanlar var tabii, fakat bana göre onlar da istisna değiller. Eminim Maya Angelou’ya zamanında evde oturup hiçbir şey yapmayabilme seçeneği verselerdi, o bile hayır demeden önce en azından üzerine biraz düşünürdü. 7 aylık hamile iken kendi özgür iradesi ile stand-up turuna çıkmış birinin ağzından evde oturmak istediğini duymak biraz çelişkili tabii. Fakat Wong bu konunun üzerinde o kadar uzun bir süre duruyor ki ister istemez inanmaya başlıyorsunuz.

Bunun sonrasında Wong bir yudum su içiyor ve en sonunda hamile olduğunu kabulleniyor. Sahnedeki fil sonunda oturduğu yerden kalkıyor. Sirkte öğrendiği hareketlerden bir kaçını gösterip sizi bir tebessümle eve yollayacak sanıyorsunuz fakat aksine çevresindeki toprağı da kaldırarak kaygısızca koşmaya başlıyor. Düşük yapmak, hamile kalamamak gibi bugüne kadar üstü örtülmüş kişisel sorunlardan çok rahat bir tonla bahsediyor, dolayısıyla gülerken suçlu hissedemiyorsunuz.

Bu gösterinin feminist olmayan tek bir anı bile yok. Ali Wong cinsiyetçi bir klişe olan geleneksel ev hanımı rolünü idol olarak göstererek kadınları bir bütün olarak benimsiyor. Seyircinin aklından 3. dalga feminizminin çoğunlukla yanlış anlaşılmış hırçın ve frijit yönünü siliyor ve gösterisindeki feminist tonu daha anaç ve insancıl bir şekilde kuruyor. Dolaylı anlatımı ve yumuşak tonu ile Ali Wong verdiği feminist mesajları anlatısında iyi bir şekilde gizliyor. Evde oturmasını engelliyor diye feminizme öfkesini kusarken bile feminist bir mesaj vermekten alamıyor kendisini. Peki, neden parlak sayfalı kadın dergilerindeki sözde feminist köşe yazıları gibi sinir bozucu olarak algılanmıyor Wong’un beyanları? Burada evrensel bir hobi olan “yakınmak” devreye giriyor sanırım. Ali Wong, geleneksel bir komedyenin yaptığı gibi ciddi konuları parodileştirmek yerine, on altıncı yaş günündeki bir genç kız gibi bu konulardan aralıksız bir şekilde yakınıyor. Günümüzde çoğumuz çevremizdeki insanların şükretmediği anları yakalama umuduyla cebimizde bir Afrikalı çocuk fotoğrafı taşıyoruz. Modern dünyada yakınmak, cinayet işlemekten daha çok ayıplanıyor. Ali Wong’un bu fütursuz yakınmaları ayna etkisi yaratarak izleyiciyi de rahatlatıyor sanırım. İzleyici katharsis konseptine benzer bir an yaşayarak sahnedeki yakınan kişi ile yer değiştirmek istiyor.

Ali Wong, gösterinin yapısına bakılırsa geleneksel bir komedyen fakat ağzından çıkan şeyler gelenekselliğin yanından bile geçmiyor. Karnındaki fetüsün ona göre bir sahne ışığından farkı yok. Şok mizahını usta bir şekilde kullanıyor. Hayatında ters giden her şey için haksız bir şekilde tüm dünyayı suçluyor ve ve intikamını stand-up kisvesi altında bir saat boyunca yakınarak alıyor. Bunu fazla göze batmayan bir mizah ile anlatısına ekliyor, dolayısıyla fark etmiyor ve kızamıyorsunuz.


Tweetle Facebook'ta Paylaş Google Plus'ta ne yapılıyorsa onu yap. Pocket

Comments

Comments are closed